Coğrafi Yapı  

Anadolu'nun güney-batısında yer alan 370 ile  350 derece enlem, 28 derece 46 ile 30 derece 48 boylam çizgileri arasında  doğuda Antalya Körfezi, batıda Fethiye Körfezi arasında  kalan ve güney yönünde Akdeniz'e doğru uzanmış bulunan yarımadaya antik çağda Likya günümüzde ise Teke Yarımadası adı verilmiştir.  Kumluca ilçesi bu yarımadanın Akdeniz'e doğru uzanan doğu uç kısmında bulunur. İlçenin güneyinde Akdeniz, doğusunda Kemer, kuzeyinde Korkuteli, kuzeybatısında Elmalı ve batısında Finike  ilçeleri bulunmaktadır. 

İlçe toprakları ova kısmı haricinde  dağlık bir yapı arz eder. İlçe merkezini de bulunduğu Finike  Ovası'nın Kumluca kısmı 46 km² dir. 

Teke yöresi yüksek dağ kütlelerinin yoğun olduğu bir yöredir. Yörede bulunan dağların çoğunun zirveleri denizden yalnızca 3-4 km kadar içeridedir  ve bu durum kaydedilen yüksekliklerin kıyıya çok dik yamaçlarla indiğinin belirtileridir. Böylece kıyı ovaları dışında kalan alanlarda yüksekliklerin denize dik bir şekilde inmesi sonucu kıyı çok girintili ve çıkıntılı olmuş, tepelerin denizle birleştiği yerler yüksek kıyıları oluştururken akarsu vadilerinin denize ulaştığı yerlerde, boğulmalar sonucu, küçük, dar ve derin koylar oluşmuştur. Alçak kıyılara ve kumsallara ise geniş vadi ağızlarında  ya da kıyı ovalarının kenarlarında rastlanır.(Güngör s.8) 

Teke yarımadası yukarıda da belirtildiği yapısı itibariyle Batı Anadolu'nun en dağlık yöresidir. Eşen çayının doğusundan başlayarak sahil boyunca birdenbire yükselen dağlar çoğu zaman geçit vermezler. Finike ovası da üç taraftan, bu dağların uzantısı olan  Beydağları tarafından çevrilmiştir. Yöreyi kuşatan dağlar, eski çağlardan beri çevreyle olan ulaşımda en büyük engeli oluşturmuştur. Ovaya dökülen en büyük iki akarsu olan Akçay ve Alakırçayı'nın meydana getirdiği vadiler kara ulaşımında en büyük kolaylığı sağlamışlardır. Akçay vadisi aracılığıyla Elmalı ilçesine ulaşılabilmekte, Alakırçayı vadisi aracılığıyla da  Antalya'ya ulaşılabilmekteydi. Alakırçayı vadisi ulaşım açısından Akçay vadisine oranla daha az kullanışlıdır. Bu yüzden eski çağlardan beri yörenin iç bölgelerle olan kara ulaşımında tek çıkış noktası Akçay vadisi olmuştur. Bu doğal geçit Kumluca ve çevresinin iç bölgelerle olan bağlantısını sağladığı gibi Akdeniz'in ılık ve yağışlı ikliminin biraz daha içerilere sokulmasına imkan vermiştir. 

Bu doğal geçitlerin dışında ovanın doğusunda ve batısında denize uzanan dağlar büyük güçlüklerle aşılarak Antalya ve Demre-Kaş-Muğla istikametlerine yollar açılmıştır. 

Coğrafi yapının dağlık oluşu ve bu dağların iç bölgelerle sahil kesimi arasında doğal bir set oluşturması Akdeniz'in ılık ve yağışlı etkisinin iç kesimlere sokulmasını engellemiştir. Bunun sonucunda kuzeyindeki  komşu ilçeler Elmalı ve Korkuteli ile  Kumluca arasında iklim, bitki örtüsü, yaşam şeklinde belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. 

Dağlar:

Yörenin en önemli dağı Beydağlarıdır. Geniş bir coğrafi alanı kaplayan Beydağları batıda Kaş-Demre sınırından başlayarak doğuda Antalya'nın kuzey batısına kadar ulaşır. Beydağları grubuna dahil dağlar  dört bölüme ayrılır. (Saracoğlu, Akdeniz Bölgesi s.199-200) 

1- Tahtalıdağ; Antalya körfezinin kuzey-güney paralelinde uzanan ve aynı adla adlandırılan Tahtalıdağlar silsilesinin en büyük üyesidir. Deniz yüzeyinden birdenbire yükselerek 2366 metreye  ulaştığı için son derece görkemli bir dağdır. Yörede denize bu denli yakın olup 2300 metreyi geçen bir başka dağ yoktur. Adını eteklerindeki çam ve sedir ormanlarından alan Tahtalıdağ, Antalya'dan Manavgat'a kadar olan sahil boyunca ve Finike tarafından açık havalarda net bir şekilde görülür, Tahtalıdağ? ın etrafındaki çeşitli yükseltiler dikkat çeker. Bunlar Teke Dağı (2123m.), Ovacıkbaşı Tepesi (2029m.), Cunda Tepesi (2123m.), Güzelkatran Tepesi (2145m.), Dazkır Tepesi (2014m.). 

Tahtalıdağ mitolojide Olympos olarak geçen ünlü bir dağdır. Tahtalıdağın eteklerinde Çıralı (Yanartaş) mevkiinde hiç sönmeden yanan ateş, olimpiyat ateşinin ilk olarak yakıldığı yer olduğu söylenmektedir. 











               
"Beydağları"

2- Bakırdağları; Yaz ve bahar aylarında gündoğumu esnasında bakır kızılına çalan bir renge büründükleri için böyle adlandırılırlar. Saklıkent (1860m.), Karçukuru, Fesleğen (1800m.), gibi yaylalara sahip Bakırdağları'nın başlıca zirveleri Tunçdağı (2649m), Saklıkent (2503m.), Bakırtepe (2547m.), Alabelen (2422m.), Ardıçtepe (1960m.) dır. Bu dağ kütlesi Tahtalıdağ gibi tek bir tepe değil, karşılıklı birkaç sivri tepeyi ihtiva eder. 

3- Merkezi Beydağları;  Tahtalıdağ'dan Alakır vadisi, Bakırdağları'ndan da Pozandağı ile ayrılan silsiledir. Tüm Beydağları'nın en yüksek dorukları burada bulunur. Önemli zirveleri arasında Kızlarsivrisi (3070m.), Çeştepe (2930m.), Mümtaztepe (2819m.), Korkuteli Akdağ (2825m.), Pozan Dağı (2774m.) dikkati çekmektedir. Bitki örtüsü ve su bakımından çok fakir olan Beydağları?nın bu bölümü yaz aylarında yörüklerin dışında hiç bir iskana sahip değildir. 

4- Güneybatı Bölümü Beydağları; Finike-Elmalı ve Elmalı-Kaş yolları arasında kalan dağların tamamıdır. Ormanlar açısından zengin bir yapıya sahiptir. Asırlık ağaçlarla kaplıdırlar. Özellikle ardıç ve sedir türlerinin bir çok çeşidini içeren bölgenin dağları arasında da Alacadağ (2336m.), Kohu Dağı (2408m.), Susuz Dağlar Topluluğu (2209m.) sayılabilir. 

Akarsular:

Yörenin en  uzun ve debisi en yüksek akarsuyu Alakırçayı'dır. Debisi 4.5m³ /sn olan bu çay, Beydağlarından susuz İmecik'in güneyindeki Erentepe ve Umurtepe'den çıkar. Soldan Gönen, sağdan Akpınar ve Karaağaç suyunu alarak ilerler. Uzunluğu 62 km'dir. (Çetinkaya s.17) 

Alakır çayı; Bu akarsuyun başı, Antalya körfezinin batısında kabaran dağlık kütlenin en sulak bir yeri olan Beydağ yaylasıdır. Bu yaylanın batı tarafında kabaran dağların dibinde kükreyerek çıkan birkaç kuvvetli pınar Alakır çayını meydana getirirler. Alakır çayı 3000/3000 lt./sn. kuvvetinde çıkan bir kaynağa sahiptir.(Köyişleri bakanlığı s.52) Daha sonra bu çay  Kurban pınarı, Köprülü pınar, Gönen çayı, Gödene çayı, Çaltı çayı, Balıklar çayı ve en son olarak da Koca çayı sularına katarak dereboğazı denilen dar ve uzun vadiden ovaya ulaşır. Eskiden Hasyurt'un batısından denize dökülen çay, ovaya ulaştığı yerde Romalılardan kalma Kırkgöz Kemeri'nin (köprüsü) gözlerinin dolarak bir set vazifesini görmesi sonucunda yatak değiştirerek doğuya yönelmiş ve günümüzde Göksu?yun yatağından denize dökülmektedir. (Saracoğlu, Bitki Örtüsü Akarsular ve Göller s.185) 

Çok uzun bir nehir olmayan Alakır çayı 60 km uzunluğundadır ve havzası da  epey dardır. Fakat kaynağını yüksek dağlardan ve kuvvetli pınarlardan aldığı  için güçlüdür. Kış ve ilkbahar aylarında özellikle yağmurlardan sonra epey kuvvetli bir nehir görüntüsü alır. Yaz aylarında ise basit bir çay görüntüsü alır. Alakır çayının Dereboğazı'na girdiği noktada sulama ve taşkından koruma  amacıyla bir baraj kurulmuştur. 

Göksu; Salur Dağdibi mevkiinden çıkan Göksu biraz aşağıda Alakır çayına karışır . Fakat aslında Alakır çayı yatak değiştirdikten sonra bu çayın yatağına girmiştir. İki çayın birleşmesiyle oluşan akarsu ovanın bu kesiminin sulanmasında kullanılır. 

Gavur Çayı; Kumluca'nın doğusundan geçen Gavur çayının kaynağı Gerçen ve Karagöl yaylası taraflarıdır. Kışın yağmurlarla çok kuvvetli akan ve hatta su baskınlarına sebep olan bu su yazın başlangıcı ile tamamen kurumaktadır.

Göller:

Alakır Barajı Gölü; Finike-Kumluca sınırında bulunan baraj gölü Alakır Çayı üzerinde sulama amaçlı olarak kurulmuştur. Baraj gölünün çevresi çam ormanlarıyla kaplı yüksek dağ ve tepelerle çevrilidir. Yüksek tepelerin zirvelerinde sedir ağaçlarına da rastlanır. Gölde bol miktarda aynalı sazan balığı yaşamaktadır. 














               
"Alakır Barajı"                "Alakır Barajı"

Mağaralar:

Ayı İni Mağarası; Kumluca ilçesi Adrasan Çavuş koyuna akan kiste deresinin üst kısımlarında, Tüfekkumu tepesinde 137 m'lik uzunluğunda bir mağaradır. Yolu yoktur ancak yürüyerek ulaşılabilir. Mağara geniş bir hacme sahiptir ve tabandaki kaya bloklar üzerinde yer, yer dikitler bulunur. Mağaranın tabanı 25-30 m'lik bir diklikle yukarıya doğru devam ederken, sonunda 10 m yüksekliğinde bir baca ile nihayete erer. Girişin batı tarafında kalan kol biraz ilerlemeden sonra genişler ve içi tamamen travertenlerle kaplanmıştır. (Akova s.207) 

Yaylalar:
Kumluca ve çevresi dağlık yapısı itibariyle yüksek yaylalara sahiptir. Bu yaylalar eskiden beri yöre sakinlerinin yaz aylarında sahil kesiminin sıcak ve nemli havasından kaçarak geldikleri yaylalardır. Bu yaylaların bir kısmı sedir ve ardıç ormanlarıyla kaplı bol su kaynaklarına sahip yaylalardır. Daha yüksek yükseltilerde bulunan yaylalar ise tamamen alpin çayırlarla kaplı çıplak ve engebeli arazilerdir. Hayvancılığı bırakıp yerleşik hayata geçmeden yörüklerin keçi sürülerini otlatmak için çıktıkları yaylalarda yine hayvan sürüleri görülmekle birlikte eskisi kadar değildir. Bu yaylalar; Ördübek yaylası, Çamkuyusu yaylası, Oluklu Yaylası, Belen Yayla, Kırkmuğar yaylası, Güdüzen yaylası, Alacadağ yaylası, Beydağı yaylası, Fesdikan yaylası, Karagöl yaylasıdır. Eskiden beri yaylacıların yaz aylarında konakladığı ve ulaşımın çok kolay olduğu Ördübek yaylası ve Avlan gölü kıyısında bulunan Göltarla gibi yaylalarda inşa edilen yazlık amaçlı evlerin sayısı artmaktadır. Ulaşım konusunda sorunu  olmayan  diğer bir yayla olan Çamkuyusu yaylasıda yaylacıların rağbet ettikleri yaylalardandır.(Toros Yaylaları s.28) Son yıllarda ulaşımın kolaylaşmasıyla gözde bir yayla haline gelen karagöl yaylasında da yayla evleri yapılmaya başlanmıştır.